28 Aralık 2009 Pazartesi

Süreyya Operası'nda La Traviata...


Geçen gün Kadıköy'de klasik cuma günü takılmacamı yaparken, bir de baktım solumda Süreyya Operası, daldım içeri. Ne var ne yok bakındım, konser, oyun, v.s. Gözüme "La Traviata" ilişti. Bir kez, yedi yıl önce, AKM'de arkadaşımın yakın arkadaşı opera oyuncularından biri olduğundan en önde izlemiştik "La Boheme"i... Konusunu şu an hatırlayamasam da, sahneden ve kostümlerden etkilenmiştim. Sisli bir sahnede, dumanlar kaplamıştı salonu, sanki ben de oynuyormuşum gibi hissetmiş, müziğe kaptırmıştım kendimi. İşte bu hisler içinde, dedim ki Murat da yaşasın bu deneyimi. La Traviata'nın modern bir yorumu olarak sunulan opera için, Murat'ın telefondaki off poffları arasında aldım iki bilet:)

Ne mi oldu?

Ben modern yorumu tutmadım sanırım. "Sen ne anlarsın" deseniz yeridir. Ama ne biliyim, AKM'deki oyunla kıyasladığımda, Verdi'nin 19. yy da bestelediği o zamanlara geri dönüşü yaşamadım. Oyunu ve müzüği yaratan kişinin gözüyle bakamadım modern sahne ve kostümlerle oyuna...AKM tekrar açılana ve ben La Traviata'nın konusunu unutana kadar tekrar operaya gitmem herhalde:) Bir yedi yıl daha...:)

Ama siz gidin, fikir sahibi olun... Üstelik sinemadan ucuz ve devlet opera balesinin gelişmek için desteğe ihtiyacı var...

İyi seyirler...

Privato Cafe @ Galata ve Eski Beyrut


Bu cuma malum yılbaşı toplaşmaları maksatlı, Murat'ın işyerinden arkadaşlarıyla Galata'daydık. Ben ilk kez gittim Galata'ya, valla bilsem daha önce giderdim. Gece atmosfer muazzamdı, ışıltılı bir meydan, ufak cafe-bistrolar, içinde şaraplarını yudumlayan Türkü yabancısı insanlar, Beyoğlu'na yakın...Daha n'olsun...

Bizim Galata mekanımız "Privato Cafe"ydi. Çingeneler Gecesi adı altında, açık büfe mezeler, sınırsız içki, sıcak olarak da köfte ve tavuk vardı. Şarkılar türküler, göbek halay karışımı, kadeh tokuşturmaları, kahkahalarla dolu hoş bir akşamdı.

Mekanı 12 gibi terk ederken, dedik bu gece böyle bitmeeezzz... Kanı kaynayan birkaç çift olarak aktık Beyoğlu gecelerine:)

En son üniversitede gittiğim "Eski Beyrut"a gittik. Yıllanmış kurtlarımı döktüm sanırım:) Çok keyifli bir geceydi. Gözlerimi kapattım, Beyrut döndü, müzik çaldı, ben eğlendim...

Happy Moon's Cafe @ Bagdat Caddesi


Bu pazar öğle-akşam arası yemeğimizi, geleneksel cadde mekanımız "Happy Moon's" ta yedik.

Happy Moon's; Murat'la benim "bu sokakta ne varmış?" diyerek keşfettiğimiz, leziz ve bol kepçe yemekleri olan huzurlu mekan...Kadıköy Bahariye'de Boğa'dan çıkarken sağda, bir de Fenerbahçe'de şubesi var. Biz Şaşkınbakkal'da Özsüt'le Derimod'un arasından girerek ulaşılan Happy Moon's u tercih ediyoruz.

Menü çok çeşitli; pizzadan mexico mutfağına, dürümden makarnaya herşey var. Ben özellikle quesadilla ve fajitaların hastasıyım:)

Fiyatlar Kırıntı'dan ucuz ama kalite eş değer. Ortam sakin, servis gayet iyi... Evde yemek isterseniz yemeksepeti.comdan da sipariş verebilirsiniz.

Mutlaka deneyin...

P.S. Yemekten sonra CKM'de bu ay vizyona giren ramantik komedi "Couples Retreat"i izledik, eğlendik. Tam pazar akşamı filmiydi. Bora Bora manzarasında huzur bulduk, eşlerin didişmeleri ile kıkırdadık. Ve herkesin karnına bir yumruk gibi çöken pazartesiyi karşılamaya hazırlandık...Evde DVDden de izlenebilir; benim çok sevdiğim Vince Vaughn, Sex&TheCity'nin Charlotte'u Kristin Davis, başka dizi ve filmlerden tanıdık yüzler ve efsane Jean Reno oynuyor.

P.S.(2) Asıl film "Avatar" :) Sakın kaçırmayın. 10 gündür vizyonda. Hayatımda izlediğim en güzel filmlerdendi. 3 boyutlu olması sizi filmin içine çekiyor. Görsellik inanılmaz, ayrıca anlamlı da bir film. İnsaoğlu'nun yokediciliğine lanet ediyorsunuz filmden çıkarken...İyi seyirler...

23 Aralık 2009 Çarşamba

Riva ve CKM

Wauuw.. 1 aydır yazmıyormuşum. Aslında baya gezdik tozduk, ama daha çok ev ziyaretleri ve alışveriş merkezi turları yaptık sanırım. Kış işte...

Fotoğraf makinasındaki resimleri indirdim bugün ve son aya baktığımda bahseceğim yer Riva olmalı diye düşündüm.

Riva, İstanbul'un Anadolu yakasında (Beykoz'a bağlı), Karadeniz'e kıyısı olan bir belde. Polonezköy'e giderken, sağa dönmeden düz devam ederseniz 20 dk sonra Riva'da oluyorsunuz. Riva merkez minnacık bi yer. Güzel kumlu bir plajı var. Ama deniz her zaman dalgalı, üstelik Riva ve civar koylarda deniz içindeki kuyular boğulma olaylarına debep oluyormuş.

Özellikle 3. köprü mevzuları sonrasında arazi fiyatları tavan yapmış. E İstanbul'a çok yakın, Doğu Karadeniz misali yemyeşil, havası denizle karışık yeşil kokusu...Daha n'olsun...Birçok ünlünün, hatta yabancıların arsa aldığı söyleniyor Riva'dan...

Acarkent gibi lüks ve manzaralı siteler var Riva yolunun iki yanında... Riva'ya girerken sağda Futbol Federasyonunun tesisi var, Milli Takımın kamp yaptığı.

Peki biz ne yaptık bir pazar günü Riva'da? Sıcak havalarda mangala gidenler olurmuş, ama biz hafif yağmurlu bir günde balık yemek için gittik ve çok memnun kaldık. Tam plajın solunda, derenin yanında bir balık restoranı var. Adı sanırım "İskele Restaurant"dı. Her pencereden deniz, dere.. bir su parçası görünüyor, süper bir yer... Balıklar, mezeler çok leziz, ilgi-alaka memnun ediciydi. Hava soğuk olduğundan biz yemekten sonra şehre döndük, ama güzel havalarda bütün bir öğleden sonra Riva'da geçirilebilir. Havası çarpıyo İstanbul'dan sonra, O2 sarhoşu yürüyüş yapmak güzel olur:)



Günün kalanını ev yakınlarında geçirdik. Bizim geleneksel sinema mekanımız olan Caddebostan Kültür Merkezi yani CKM'ye uğradık ve cadedeye yürüyüş yaptık.

CKM, Bağdat Caddesine yakın oturanların kurtarıcısı aslında. Sinema(AFM), tiyatro ve gösteriler, sergi, D&R ve Hayal Kahvesi var. Kahveni iç, filmini izle, çıkışta D&R'da takıl, acıktıysan yemeğini ye, eve dön. All in one, ama AVM'ler gibi kalabalık ve havasız değil. Sakin, ferah...

Tavsiye ederim...