29 Haziran 2011 Çarşamba

Sirmione-Garda Gölü ve Verona...

İtalya gezimiz, uçağımızın İtalya'nın kuzeyindeki Bergamo Havaalanına inişiyle başladı. Bergamo Milano yakınlarında bir havaalanı...Turla gitmiyor olsam Milano'ya uğramadan geçmezdim...Artık birdahaki sefere...
Gezi rotamız İtalyanın doğusu kıyısına, Venedik'e doğruydu. Yol üzerinde olan Verona şehri ve Garda Gölü'nü atlamadık elbette.


Öğrendiğim kadarı ile İtalya'nın kuzeyi ve güneyi arasında sosyo-ekonomik olarak büyük fark var. Benzer durum ne yazık ki ülkemizde de Doğu ve Batı arasında geçerli...Bereketli topraklara sahip kuzey İtalya sanayi bakımından da gelişmiş ve zengin. Dolayısı ile güneyi kendisine bir yük olarak görüyor. Kuzeyde hayat daha kaliteli, insanlar daha şık ve eğitimli, bir tertip ve düzen hakim...Güneye indikçe bu değişiyor. Ben Roma'dan güneye inmedim, ama inenler özellikle hırsızlık olaylarının ne kadar sık olduğunu anlatmadna geçmediler..




İşte Verona ve Garda Gölü civarı kuzeyin bu nezih kesimlerinden...Özellikle Garda Gölü; çevresindeki bakımlı bahçeleriyle villalar, nezih sokaklar, bisiklete binen insanlar... kısaca herşeyiyle medeni ve zengin bir yerleşim izlenimi veriyordu. İtalya'nın en büyük gölü olan Garda kenarında kurulan eski kent Sirmione'yi gezdik. Dondurma yedik, biraz yağmurda ıslandık, tatlı su çeşmelerinden su içtik...Tipik Avrupa kalelerinden birini gördük, hani şu çizgi filmlerde hep olan, etrafında su olup kale kapısının yukarıdan gelen halatlara asılı olduğu ve su üzerinde bir köprü oluşturacak şekilde açılan... :)

Sirmione ve Garda Gölü gezintisinin ardından; Verona için düştük yollara... Verona içindeki antik arenada yaz boyu konser ve opralar sahneleniyor. Bizim gittiğimiz gün de Deep Purple konseri vardı. Sanat ve tarihle dolu tertemiz bir şehir Verona...Bu özellikleriyle UNESCO'nun dünya mirasları arasında...Üstelik Shakespere'in ünlü esere Romeo ve Juliet'in ünlü balkonu da (Juliet'in evi) bu şehirde:) Gittik görük minnoş bir balkon...



Verona turu sonrası güzel bir İtalyan makarnasının aradından artık iyice yorulmuştum, otele doğru yollara düştük. Otelimiz Venedik'e yarım saat uzaklıkta otobandan biraz içeride yeşillikler içinde sakin bir yerdeydi. İlk gün böyle hızlıca geçti ve ertesi günkü Venedik turuna hazırlanmak için güzel bir uyku çektik...

İtalya'ya gidecekler için Verona ve Garda'nın görülesi yerler olduğunu tasdikleyebilirim. Ama yine de benim için İtalya artık Venedik demek:) Onu da yarın yazarım artık...

28 Haziran 2011 Salı

Toprağımı özledim :)

1 haftalık tatilim şıp diye geçti...İstanbul'a, eve, işe, kocişe geri döndüm... Evimi ve biricik kocamı çok özlemiştim ama İstanbul ve iş için aynısını söyleyemeyeceğim:)
Her neyse hayat devam ediyor, üstelik bir yaşıma daha girdim:) Yeni yaşımın sevdiklerimle bol bol gezmelerde geçmesini dileyerek tatilimin üzerinden hızlıca geçeceğim. Sonra detaylara da girerim diye düşünüyorum, çok da unutmadan...
Tatile Murat'ın izni olmadığından bizimkilerle gittim. Çalıkuşu ailesi olarak bolca eğlendik, güldük, yedik içtik...Tur şirketi olarak İtalya'da en iyi olarak nitelenen Pronto'yu seçmiştik. Gerçekten de hiçbir aksaklık olmadan turumuzu tamamladık. Rehberimiz Saadettin Bey ODTÜ Kimya mezunu profesyonel ve çok bilgili bir gezgindi. Otellerimiz konforluydu, aracımız klimalı ve düzgündü. Sıkıntı olmadı kısaca...
Nereleri gezdin gördün derseniz: Verona, Garda Gölü-Sirmione, Venedik, Floransa, Pisa, Livorno, Roma ve Bracciano Gölü-Bracciano.
Müze gezmeyi pek sevmeyen biri olarak daha çok sokakları arşınladım, cafelerde gelen geçeni izledim, yemekleri tattım ve bol bol harita&rehber kitap okudum.



Gezimin sonunda rahatlıkla diyebilirim ki, Paris'le birlikte oluşan ön yargımı İtalya yerle bir etti... Belki de Akdeniz ülkesi olduğu içindir bilmiyorum ama insanlar gerçekten sıcak kanlı ve sonuç odaklı...Tüm aradıklarıma ulaştım ve işimi kimse zorlaştırmadı...
Kocişimi de götüreceğim en kısa zamanda İtalya'ya...Onun için şimdiden özel bir tur planladım bile...Çalıkuşu ailesinin rehberliğinden koçişin özel rehberliğine terfi edeceğim:)
Detaylar ilerleyen günlerde...
Arrivederci :)







16 Haziran 2011 Perşembe

Kuruçeşme Arena ve Sertab Konseri

Dün akşam çalıştığım firmanın finalist olduğu bir yarışmanın ödül törenine katıldım. Tören Turkcell Kuruçeşme Arena'daydı. İlk kez gittiğim bu yer gerçekten bomba bir konser mekanı. Son konserime Küçükçiftlik Park'ta gitmiştim, girişi çıkışı konseri izlemesi ayrı dertti, poff bi de hava sıkcaktı çok...


Gece ödül töreni ile başladı.(Ödül aldık bu arada:) ) Sonra Sertab Erener konseri ile devam etti. Sertab'ı en son geçen yıl Kanyon'da dinlemiştim. Son derece suratsızdı o gece; ama dün gece tek kelime ile harikaydı. Hak vermiyor değilim ona, o manazarada hele bir de yüzyılın en uzun ay tutulmasının altında şarkı söylemek başka birşey olsa gerek.. Onun da keyfi yerindeydi...



Kuruçeşme Arena zaten boğazda olduğunda manzaradan bahsetmeme gerek yok sanırım. Bir mekan için oldukça önemli bir + olan bu konum, ulaşım sıkıntısının çözümünü de yanında getirmiş. Konser çıkışı hemen konser alanı yanından atladık bir motora istikamet Kadıköy! Vapur Üsküdar'a uğruyor, Kabataş ve Beşiktaş'a giden bir hat da var üstelik...



Şimdilik Harbiye, Küçükçiftlik ve Kuruçeşme arasında top konser mekanım, ulaşım kolaylığı ve deniz havası ile Kuruçeşme! Ama Temmuz başı Bon Jovi konserini İGS'nin mekanında izleyeceğim. İlk stadyum konserim bakalım nasıl olacak...Belki fikrim değişir...



Cumartesi günü 1 haftalık bir yolculuğua çıkıyorum, bakalım geldiğimde anlatacak neler olacak ... Heyecanlıyım çok ailemle gidiyorum tatile yıllar sonra :)


14 Haziran 2011 Salı

Yıldız Parkı

Bu Pazar klasik Kanyon kontrol turlarım sonrasında, arkadaşlarımızla buluşup Yıldız Parkı'na gittik. Neredeyse ömrümün 8 yılını geçirdiğim ve pek de haz etmediğim bu şehirde huzur bulmamı sağlayacak yerler keşfetmek çok iyi geliyor bana... Nasıl olmuş da kaçırmışım bu parkı bilmem, ama Murat'la benim öncelikli kaçış noktalarımızdan olacağı kesin. Her ne kadar Anadolu yakası insanı olsam ve Avrupa yakası afakanlar bastırsa da, bu park yazın iş çıkışlarında veya pazar günü kasılmalarına deva olarak müthiş olacak...

İçimden çimlere uzanmak, ağaçların arasında gökyüzüne bakıp hayaller kurmak, sonra da bir kestirmek geldi... Ama bir yürüşle yetindim. Bir dahaki sefer tam teçhizatlı olarak gidelecek:)

Gözlerimi doyurmaya çalışmaktan, fotoğraf çekmeye fırsat bulamadım bile... Nasıl olsa giderim yine...