6 Temmuz 2011 Çarşamba

Ohh yeah Venedik :)




















Evet, İtalya'da en çok Venedik'i sevdim.


Kanım kaynadı şehre, daracık sokaklarına, labirent yollarına, her yerden geçen kanallara, pencere önlerindeki pembe çiçeklere, minik köprülere...kısaca her şeye...


İtalya'daki 2. günümüzde, sabah kahvaltının ardından otobüsümüz bizi Venedik vapurettolarının kalktığı yere götürdü. Venedik bir ada ama karayla bağlantısı var. Bu bağlantının hemen bitişinde vapurettoların kalktığı bir iskele var, oradan bu teknelere binip adanın muhtelif noktalarına kolayca ulaşabiliyorsunuz.


Venedik'in en önemli yeri San Marco meydanı. Burada Dükler Sarayı ve saat kulesi var. Din don çalıyorlar habire:) Etrafta bir sürü kafe ve bir dolu güvercin var...ve bir sürü de insan tabii ki:) Ama San Marco'dan bir ara sokağa dalıp kaybolmak istercesine bir sağa bir sola giderseniz, adanın derinlerinde turist akınına uğramamış, gerçek insanların pembe çiçekli pencereli evlerinin olduğu, çıkmaz sokakların kanala açıldığı sevimli yerleri keşfedebilirsiniz. Biz öyle yaptık ve Grand Canale denen en geniş kanalın tüm etrafını bu dar sokakları arşınlamak suretiyle gezdik. Tüm gün süren bu keyifli geziye, bir pizzeria'da yenen bomba pizzaları ve şampanyalı bir gondol sefasını da ekledik elbette:)


Ohh sefamız olsun, tüm yıl bunun için çalıştık bea:) ohhh, dünya varmış:)


Naçizane tavsiyelerim:




  • Gondol olmazsa olmaz!


  • Kaybolmaktan korkmayın, dalın ara sokaklara, sürpriz güzellikleri keşfedin!


  • Adaya ayak basar basmaz sağlam bir harita edinin, tüm sokak girişlerinde bina üstünde yazıyor isimleri. "Via zart zurt" diye...


  • Gondolcular çok yakışıklı olabiliyor, bir o kadar da sempatikler:) Tralaylay şarkı söyledi bizimki, İtalyan erkeklerine +1 puan:)


  • Restoran konusunda, en kalabalık en meydan yerde atmayın kendinizi masalara, kalabalıktan uzaklaşın, sakin yerlere girin. Tüm restoranlarda, pizzeria ve cafelerde menü ve fiyatları alenen yazıyor girişte. İnceleyin öyle girin. Benim kıstasım Margarita pizzaydı, margarita 8-9 EURdan pahalıysa girmiyorduk:) Çünkü o zaman diğer pizzalar 15 EURya falan çıkıyor...


Venedik içindeki oteller çok pahalıymış, biz adanın dışında bir otelde kaldık, oldukça düzgün 4 yıldızlı bir oteldi. Ama eminim adada kalmak başkadır. Murat'la gidersek 1 gece de olsa kanala bakan güzel bir odada kalmak isterim. Adanın içinde araba kullanılmıyor, o nedenle ya bavulunuzun çek çekli olması gerek ya da bir kanal yolu kullanmak...


Venedik'te inanılmaz bir turist toplulupu var, hatta bundan bunalan gerçek Venedikliler artık ada dışına yerleşmeye başlamış. Nufus oldukça azalmış. Evlerin bakımı da oldukça zor olduğundan şehir dışında yaşamak en mantıklısı olsa gerek. Şehrin sulara gömülme tehlikesi şimdilik önlenmiş gözükse de yapılan yatırım ve harcanan paralar suların yükselmesi ile boşa da gidebilir...


Umarım bu güzel şehri görmek isteyen herkes görür ve insanoğlu doğa ile mücadelesini en azından Venedik'te kazanır...


0 yorum:

Yorum Gönder