


Eloş'un annesi, perakende sektöründe bir pazarlama profesyoneli, eş, abla, ilk göz ağrısı, gezmeyi tozmayı da eve kapanmayı da seven bir insan.





Venedik'ten biraz güneye iniyoruz, ortalara doğru. Heykeller ve resimler şehri Floransa karşılıyor bizi...Tarihte Michelangelo, Da Vinci, Galileo, Dante gibi isimlere ev sahipliği yapan şehir, Rönesans kokuyor. Verimli topraklarıyla Toscana bölgesinin de merkezi; şarabı eti bir harika!




Venedik içindeki oteller çok pahalıymış, biz adanın dışında bir otelde kaldık, oldukça düzgün 4 yıldızlı bir oteldi. Ama eminim adada kalmak başkadır. Murat'la gidersek 1 gece de olsa kanala bakan güzel bir odada kalmak isterim. Adanın içinde araba kullanılmıyor, o nedenle ya bavulunuzun çek çekli olması gerek ya da bir kanal yolu kullanmak...
Venedik'te inanılmaz bir turist toplulupu var, hatta bundan bunalan gerçek Venedikliler artık ada dışına yerleşmeye başlamış. Nufus oldukça azalmış. Evlerin bakımı da oldukça zor olduğundan şehir dışında yaşamak en mantıklısı olsa gerek. Şehrin sulara gömülme tehlikesi şimdilik önlenmiş gözükse de yapılan yatırım ve harcanan paralar suların yükselmesi ile boşa da gidebilir...
Umarım bu güzel şehri görmek isteyen herkes görür ve insanoğlu doğa ile mücadelesini en azından Venedik'te kazanır...




Birkac aydir evin keyfini suruyorum. Keyif suruyorum derken abarttim... vakit bol olunca yapilan pastalar, aksam can cekince kavrulan helval...