Minnoşa tayt diktim!

Bütün cumartesiyi evde geçirince, akşam yemeğinden sonra canım daha fazla miskinlik çekmedi. Evdeki pembe penye kumaşı yeni hediye gelen 3-6 ay mothercare bebek taytından biçip; minnoş için ilk dikişimi yaptım. Ortaya gerçekten de orginal tayttan farksız sevimli bir şey çıktı... Denemelerim bundan sonra da sürecek...
Sanırım bir kızım olacağına en çok bu yüzden seviniyorum; minik minik sevimli kıyafetler dikmek ve süsleyip giydirmek için:)

Hamilelikte Hastalık:(

Hepi topu 19 haftalık hamileyim ama ikinci hastalığımı yaşıyorum. Sanmayın ki kendime dikkat etmiyorum, gerçekten elimden geleni yapıyorum ama olmuyor işte...kendime kızıyorum yine :(
İlk hastalığım yılbaşından sonrak hafta mikrobik birşeydi. Doktor kan tahlilim sonrası antibiotik kullanmam gerektiğine karar verdi. O kadar üzüldüm ki...Allah'tan 14. haftamı bitirmiştim ama yine de bebeğe zarar verebilecek herhangi birşey kullanmak istemiyordum; taa ki doktorum içimdeki mikrobun bebişime daha çok zarar verdiğini söyleyince kadar. Neyse ki içimdeki savaş 3 günlük antibiotik ve parasetomol kullanımı sonunda galibiyetimizle sonuçlandı. İki gün işe gidemedim.
Bu günlerde ise nezle ile savaşıyorum...Allah'tan önceki gibi ateşim yok, sadece burun tıkanıklı ve onun getirdiği sersemlik. Elimde mendillerim, burun kenarlarım için Bepantane'im ve burun spreyimle bu haftasonu evdeyim...
Ha bu arada, ikinci kez yenge oldum Perşembe günü :) Kızımın kankası geldi kendinden önce:) Cemre düştü ailemize, minnoş Ece 17 aylıkken  abla oldu. Murat kardeşini ve yeğenini görmeye Gölcük'e gitti. Kızımla başbaşa kaldık biz de:) Ona internetten oda bakıcam bugün, beğendiklerimi paylaşırım ileriki günlerde...

Hamilelik Kitaplarım

Hamile olduğumu öğrendiğimde; ilk işim kendimi kitapçıya atmak oldu. İnternet de önemli bir kaynak elbette ama bilgi kirliliği olduğu da bir gerçek.
Lal Annesi Nesli'nin bana getirdiği koca bir poşet kitap yanında, ben de 1-2 kaynak buldum kitapçıda. Şu an elimin altındakiler:
- Akıllı Bebekler Akademisi
- Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler
- Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı
- Merhaba Bebek
- Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler
- Ece Hamilelik Ajandası
- Boyut Yayın Grubunu Annelik Akademisi serisinden Hamileyim ve Bebeğim


Hepsini hatmetmedim elbette ama yaşadığım sürece göre takip etmeye çalışıyorum. Merhaba Bebek'i tamamen okudum. Ece Hamilelik ajandası ise başucumda, haftalık kısa bilgiler veriyor sayfalarında, üstelik yazmak istediklerimi de unutmadan yazabiliyorum.

Ayrıca internette de babycenter.com'a kaydoldum, her gün mail geliyor. Maillerde faydalı bilgiler ve hatırlatmalar var.

Okudukça ben şöyle yapıcam böyle edicem diye düşünsem de hangi anneyle konuşsam bu konuda "boş yere okuma, hepsini unutuyorsun veya bebeğine uygun olmuyor okudukların" diyor. Kafa karıştırıcı bu durum ama eski tip kocaman aileler içinde büyümeyeceğinden çocuk, biraz tecrübeli insanları veya akademisyenleri okumak fena olmaz heralde...

Hamilelik modunu seviyorum.Yemek ye, araştır, bebeğini hayal et,alışveriş yap falan filan... Keşke daha çok vaktim olsa bazı şeylere, iş bu aralar çok yoğun ara öğünlerimi bile atladım bu hafta:( Yarın izin aldım evdeyim, kendimi tekrar düzene sokmam gerek...

Bu arada 19. haftamın içindeyim ve minnoşu hissedebiliyorum artık:) "pıtırdak" taktım adını, pıt pıt diye vuruyor karnıma...

Melis Danişmend Online Konseri



Bu akşam saat 22:00'de Kanyon The House Cafe'de sadece davetlilerin girebildiği Melis Danişmend akustik konseri var. hafifmuzik.org bloggerı Mehmet Tez ve Kanyon tarafından ortak yürütülen proje Kanyon'un ilk online konseri olacak. Kısaca bu konseri canlı olarak saat 22:00'de hafifmuzik.org'dan izleyebilirsiniz, sanki Kanyon'daymış gibi...
Artık her ayın son Pazar'ı yapılacak Hafif Müzik Kanyon'da konserleri. Eğer Kanyon'daki özel davetlilerden biri olmak isterseniz de hafifmuzik.org'u arada ziyaret etmenizi öneririm.
Bakalım ilk konser nasıl olacak :)


Tatlı heyecan...

Bizim evde bu aralar tatlı bir heyecan var...
Minik ailemiz büyüyor, 3 kişi oluyoruz:) Cumartesi günü öğrendik ki bir prensesmiş gelen. Şimdi isim telaşındayız. Haziran'a kadar çok var, güzel bir isim bulunur elbet...
Bu durumda seyehatler gezme tozmalar yerini uykusuz gecelere, pış pışlara bırakacak en azından bir süre...
Ben çok rahat bir anne-babanın kızıyım; çok özgür ve sorumluluk sahibiydim ufacıkken bile...Ama sanırım kendi çocuğumu o kadar özgür bırakamayacağım :( Pimpirikliyim fazlasıyla, hele kocam...Yandı kızacağız...O yüzden mümkünse 38 haftasını geçirmeden İkizler burcunda doğurmayı planlıyorum. En azından burcunun özelliklerini taşırsa hayatı kurtulsun yavrucağın:)
Tabi bunlar hep komik planlar, ben yapıyorum yukarıdaki gülüyor belki...Ama dualarım içimdeki bebişle ilgili hep...
                             
Sanırım blogum da evrim geçirecek bu sebeple. Zaten bir süredir işten sonra ancak kendime vakit ayırabildiğimden ve dışarıda yenen yemekler dışında bir aksiyonumuz olmadığından blog pasif haldeydi. Şimdi ise fırsat buldukça içinde bulunduğum dönemle ilgili birşeyler yazmak istiyorum. Ve ileride bu blogu 3 kişilik seyahatlerimizin doldurduğu günleri iple çekiyorum...
O zaman şimdi herkese kocaman bir "merhaba" (gerçekten kocaman çünkü 17. haftamdayım ve Tanrım! 5 kilo aldım! :)

Polonya'da diğer günler: Lodz ve Krakow

Polonyada 2. durağımız Lodz'du. Vudz diye okunuyor, çok ilginç:) Polonya sinema sektörünün kalbi burası, Sinema Film okulu varmış. Bir caddesinde Hollywood'daki gibi yıldızlar var kaldırımda...
Lodz'da en çok ilgimi çeken kaldığımız oteldi. Şimdiye kadar kaldığım en eski otel binasında, ve yine rastladığım en değişik tasarıma sahip oteldi: Andel's Hotel. Çok eski bir tekstil fabrikasından otele dönüşmüş, en üst katta kaldığımm odanın tavanı tuğladandı, çok hoştu gerçekten...
Krakow'da ise son gece gittiğimiz restoran ve yerin 150 metre altındaki tuz madeni aklımda kalanlar. Restoranın adını hatırlayamıyorum sanırım son gunun yorgunluğu vardı ustumde ama krakow meydanına doğru giderken sağdaydı:) birdaha gidersem kolyca bulurum ama sanırım hç tarife kalkışmamalıyım. Tuz madeni ise kolostrafobik yüzlerce merdivenle inilen bir mekan. Kömür madeni kadar olmasa da çok zor şartlar altında çalışmış insanlar, çok çok eski 1800'lerden kalma...Krakow'da görülebilecek bir burası var iki toplama kampı var; sanırım toplama kampını tercih ederdim ama programımız çoktan yapılmıştı, bozamadım...
Bu yazdıklarım o kadar havada ki sanırım kimsenin bir işine yaramayacak, ama yine de Polonya ile ilgili merak edenler sorabilirler, sevgili rehberimiz Barbara bir mail uzakta:)

Daha da kuzeye, Polonya'ya yolculuk!

Normal yani ihracat uzmanı falan olmayan sıradan bir insan 6 aylık vizesine ancak bu kadar damga bastırabilir herhalde:) Bu durum kocamı ve diğer bazılarına kıskandırsa da, geçen ay başında 5 günüm Polonya'da geçti...
Geçtiğimiz aylarda yaptığım seyahatlerden farklı olarak bu iş ile ilgiliydi ve görevim Polonya'da 10 AVM'yi gezmekti. Gerçekten böylesine zor bir görevin nasıl üstesinden gelirim diye kara kara düşünmedim değil, neden mi? Alışveriş yapmadan AVM gezmek nasıl bir iş siz bilmiyorsunuz! Üstelik bir süre sonra gezerken sizi gezdiren yetkiliye kaç kişi geliyor günde, hangi saatler en yoğun, kaç mağaza var gibi ciddi sorular sorarak arşınlıyorsunuz koridorları...Gezdiğim AVM'ler bir yana, çünkü hepsi ödüllüydü, Polonya'ya bir daha gitmem heralde, "Murat'la da bir gideriz" bile diyemiyorum gerçekten:) Ha bana değişiklik oldu  mu, çok şeker insanlarla tanışıp güzel zaman geçirdim mi "evet", ama gitmek için Polonya'dan önce 10 ülke sayabilirim bir nefeste...
Önce Varşova sonra Lodz sonra da Krakow'a gittik. Her birinde en az 1 gece konakladık.
Başkent Varşova, ki sonradan başkent olmuş, 2 milyon kişilik bir şehir. En büyük şehri Polonya'nın ama Salı akşamı güzel bir havada şehrin meydanı boştu resmen, klasik kuzey Avrupa şehri, hayat duruyor bir saatten sonra....
 2. dünya savaşında şehrin %85'i yıkıldığından yeni baştan inşa edilmiş. Old Town denen yerde restore edilen birkaç binanın üzerinde özel işaretler var. 2. metro hattı yeni açılıyor şehirde, AB ülkesi olmanın avantajlarını yavaş yavaş yaşacaklar sanırım. Akşam yemeğini Old Town meydanında bir restoranda yedik. Yemekleri başarılı değil bence ama çorbalarda iş var!
Varşova'da gece dışarı çıkıp birşeyler içmek ve biraz müzik dinlemek istediysek de umduğumuzu bulamadık diyebilirim. Küçük bir barda üniversite öğrencileri ile muhabbet ettik ve hafta içi ev partileri dışında dışarının hep sakin olduğunu öğrendik; söylediklerine göre asıl eğlence Krakow'daydı.
Hotel Sobieski (Robison Blue) da konakladık, çok merkezi bir yerde temiz bir oteldi. Gittiğimiz akşamın ertesinde Varşova'da bir gün 5 AVM gezerek kendi rekorumu kırdım:)
Varşova sence nasıl bir yer derseniz, kasvetli, boş ve yaşanmayası...Güzel gölleri ve ormanları varmış, beki oralara gitsem farklı düşünürdüm; ama bunu asla bilemiyeceğim sanırım:)

Gundemim: Saglik ve beslenme!

Birkac aydir evin keyfini suruyorum. Keyif suruyorum derken abarttim... vakit bol olunca yapilan pastalar, aksam can cekince kavrulan helval...