Anadolu yakası sahilinde bir pazar ve Inception!

Geçtiğimiz pazar, ramazan evimize hoş gelmeden önce, biraz hava alalım dedik, çıktık yollara. Yaz sıcağında şöyle biraz iyot kokusu alalım, biraz dalga foşurtusu dinleyelim diye uzun yollar tepmeden Anadolu Hisarı'ndan sahile indik...

Etrafta ne var ne yok bakınarak Beykoz'a kadar geldik. Beykoz'da deniz kenarında bir teknede karınımızı doyurduk balık ekmekle...Epeydir yemiyorduk, çok hoşumuza gitti...
Dönüş yolunda Çubuklu'da Hayal Kahve'sine uğradık. İlk defa gittiğim bu yerin manzarası görmeye değermiş. Otoparkından mekana giriş yolunun biraz virane oluşundan Murat'a "doğru yere geldik di mi?" bakışı atsam da, o yolu atlattıktan sonra sevimli bir mekan karşılıyor sizi. Düğün derneklere de ev sahipliği yapabilen Çubuklu Hayal Kahvesi birkaç farklı cafe-restoran bulunuyor. Bunlardan birisi olan FOL , geçen pazardan sonra benim için bir kahvaltı mekanıdır .... Boğaza karşı içtiğim naneli limonatanın tadı damağımda... Ramazandan sonra kahvaltıya gidilir... Ayrıca Zarifi, balıkçı Abdullah ve Ottoman'da diğer restoranlar. Onları da denemek gerek bu manzaranın hatrına:) Bu arada bu ufak gezimiz sırasında, "Lacivert"in önünden de geçtik. Konumu itibarı ile beni oldukça etkileyen Anadolu yakasının nezih restoranı, duyduğum kadarı ile hem göze hem damağa hitap eden mekanlardanmış. Ona da ramazandan sonra bir uğramak gerek...

Bu güneşli ve sıcak günün ardından serinlemek için en doğru mekanın sinema olduğunu düşündük ve Meydan'a gidip Inception'a iki bilet aldık. Çoğu arkadaşımın etkilendiği film benim de beğenimi kazandı; hem atraksiyonlu hem gizemli... Zaten, akıcı olan her filmi beğenirim ben... Konsepti seviyorum çünkü: sinemada rahat koltuk, kola, mısır - evde canım kanepem, bira ve cips:)

Sevgiler,

Vira Kaptan Ceylan! Rota Burgazada!


Evet sonunda bir yelkenliyi de idare ettim ya, daha n'apıyım:)

Murat'ın bana bu yıl doğumgünü hediyesi bir yelken turuydu. Haziran kızı olan ben, o zamandan beri hava koşullarının müsait olmasını bekliyordum organizasyon için, taa ki geçen Salı rezervasyonumuz sonunda yağmursuz bir güne denk gelene kadar!

Turumuz Kalamış Marina'da saat 7 gibi buluşmamızla başladı. Turun katılımcıları biz ve Murat'ın iş arkadaşlarıydı. 4 çift 9,5 metrelik yelkenlimize bindik ve Burgazada'ya doğru yol aldık.

Bu yolculukta biz acemilere teknenin sahibi olan Cenoa Sailing'den Kemal ve Kardaş eşlik etti.(Kendilerine üşenmeden bana birşeyler öğrettikleri ve balık sofrasındaki hoş muhabbetleri için teşekkür ediyorum!) Benim yelkenlide ordan oraya korkusuzca gezinmemden ilham alarak "dümeni ister misin" dediler. Tabii ki atladım hemen:) Onların kontrolünde yaklaşık yarım saat yelkenliyi ben idare ettim. Çok hoş bir deneyim, dümen ters yönlü olmasına rağmen bir süre sonra bir uzvunuz gibi beyniniz direkt komut veriyor elinize, sancak için (sağ taraf) sola çeviriyorsunuz, iskele için (sol taraf) sağa...


Rüzgarı hissetmek, güneşi batırmak denizin üstünde inanın bambaşka. Murat'ta zaten bir yelken aşkı vardı, iyice depreşti böylece ve bana da bulaştı! Evden önce tekne alırsak hiç şaşırmam:)

Burgazada'ya daha önce hiç gitmemiştim. Kıyıya yanaştık, sıra sıra restoranların arasında önceden rezervasyonumuz olan Antigoni'ye oturduk. Sofrada birbirinden güzel mezeler; hele o börülce... Tadı damağımda hala...Sonra balıklarımız geldi...Tıka basa doyduk, keyifli sohbetler ettik...

23:30'da yeniden vira Burgazada'dan...Ayışığında, yıldızlar atlında, dalgalar arasında yolculuk... Yok böyle bişi!!!!

Bana verilen en güzel hediyelerden biriydi bu...
Yeni bir deneyim, aklımda yeni bir kapı, açılması ve keşfedilmesi gereken...
Amatör denizci sertifikası, yelken eğitimi...ne varsa artık almak farz...

Benzer bir deneyim yaşamak isteyenler için Cenoa Sailing
TIK
Yok ben feribotla geçerim Burgazadaya ama neydi şu balıkçının adı diyenler için Antigoni Balık Restoran
TIK

Denizleriniz engin, rüzgarınız kolayına, pruvanız neta olsun :) Sevgiler...

Yavru Ceylan Yavru Vatan'da!

Etrafımdakilerden hep küçük oldum ben, okula 5 yaşımda başlamamdan ötürü olsa gerek...

Üniversitede sevdiğim bi arkadaşım "yavru" derdi bana, "Yavru Vatan" deyince aklıma bu geldi, attım başlığı...

Ve işte bu yazısının konusu...Yavru Ceylan ve eşi son yaz tatilini ansızın yapılan bir rezervasyon ile Kıbrıs Kaya Artemis'te geçirdi.



Kıbrıs'a Atlas Jet'le gittik, rötar yapmadan tam vaktinde gelen uçağımız bizi önce Anadolu, sonra Akdeniz üzerinden uçurdu, Beşparmak dağları üstünde süzülerek Lefkoşa yakınlarındaki Ercan Havalimanına indirdi. Hava sabah 9 olmasına rağmen oldukça sıcaktı. ETS turun tabii ki klimalı otobüsü ile 1 saat sonra oteldeydik. Saat 2den önce girişe izin verirler mi ki derken öğlen 12 de kahvaltımızı etmiş denizde yüzerken bulduk kendimizi:)

Otel hakkında detay yazmayacağım ama çok memnun kaldığımızı söyleyebilirim. Casino oteli olmasından dolayı akşam aktiviteleri sönük geçse de; biz hizmet, yemekler ve özellikle denizden ÇOOOK memnun kaldık. Gitmeden önce okuduğum tüm olumsuz yorumları, elimde içeceğim kulağımda sevdiğim şarkılar kumsalda ayaklarımı uzatmış o masmavi tertemiz denize bakarken gülerek anımsadım:)

Otel misafirleri İtalyanlar, Türkler ve Kıbrıslılardan oluşuyordu. Haftasonu Gülben Ergen konseri harcinde kalabalık değildi. Yemekler çok güzeldi, her öğlen bira-patates yapıp kafayı çektik, sonra saatlerce denizden çıkmadık, sarı renkli kumsalda yürüdük masmavi sularda yüzdük...Hakkını verdik tatilin!
Murat bana eşlik etmedi ama ben Girne'ye de gittim. Bi numara yokmuş zaten:) Ama Girne Kalesini gezdim, çok sağolsun orada bir görevli o saatte (güneş tepedeyken) kaleyi gezen sanırım tek Türk olduğumdan , bana acıdı ve kalede görmem gereken önemli yerleri gösterdi , detayları anlattı. Özellikle dünyanın keşfedilenen en eski ikinci batığının Girne'de (ki en eski batığı Bodrum'da) olduğunu gördüm. Hatta yeryüzüne çıkartılan en eski batıkmış bu... Çok ilginçti...MÖ lerden kalma düşünün...İçinden çıkan bademler, zeytin çekirdekleri bile Girne Kalesinde sergileniyor...

Alışveriş için Kıbrıs pahalı, zaten birşey de yok, herşey Türkiye'den doğal olarak. Hatta iki yıl önce Silivri pazarından aldığım noname bir şortun aynısını gördüm bir mağazanın sepetinde düşünün:) Freeshop alışverişi içinse Ercan derim! Özellikle Atatürk Airporttan baktım istediğim içkilerin fiyatlarına, Ercan'da hepsi daha ucuzdu...

İşte böyle...Bolca yüzdüm "bu deniz bir daha bulunmaz" diye, bolca yedim "kim bu kadar yemeği hazırlayıp önüme koyar bi daha" diye ve aklımdan herşeyi sildim "nası olsa bir yıl boyunca yine dolar" diye...

Ve sonunda havalara uçtum işte böyle:)

Herkese böyle bir tatil diliyorum.
Sevdikleri ile yeni keşfettikleri yerlerde; aşkla, sağlıkla....














22 Temmuz Cranberries Konseri

Tatil, işe adaptasyon, misafir... derken günler geçti yazacak şeyler birikti.
Son yazımın ertesinde, Küçükçiftlik Park 'ta Cranberries'den inanılmaz bir performansa şahit olduk. Dolores'in sesini kullanma yeteneği takdire değer. Ayrıca tahmin etmediğim kadar çatlak ve sempatikti. Dehşet sıcak olmasına ve kısa boyumla sahneyi görmek için sarfettiğim çabalara rağmen, hepsine fazlasıyla değdiğini söyleyebilirim:) Bir dahaki konsere parama kıyıp en önden izlerim, olmadı yanımda 13cm'lik topuklularımla gelir, boynumun ağrıması yerine ayak ağrısı çekmeyi yeğlerim:)
Cranberries'in ilk dinlediğim şarkısı tabii ki "Zombie" :) Lise 1'de 29 Ekim koro çalışmalarında tanıştığım kız vermişti kasetini :) Hala canım arkadaşım kendisi, Konya'da nasıl 2 sokak ötemde oturduysa, İstanbul'da da aynen 2 sokak var aramızda! İşte ona borçluyum bu güzel şarkılarla tanışmamı...
Konser günü ofiste bir Cranberries fırtınası esti...Fizy sağolsun tüm setlistin üstünde geçtik:) Konserden önce Beşiktaş'ta buluşup içimize serinletmeye çalıştık... Murat'ın çok sevdiği Dolmabahçe yolundan yürüdük...Yaklaşık 1 saat kuyrukta dikildik... Ve muradımıza erdik...
Ve işte... lise yıllarımdan kalan, beni alıp taa uzaklara götüren o güzel şarkılar burada! O gece de herkesin dilindeydi hepbir ağızdan... "When You're Gone" fovorim...
Biz fotograf makinası götürmedik ama götürenler ve edepsizce sahneyi görmemi tamamen engeleyen arkadaşlar vardı. Sinir oldum kendilerine ama bir kare foto koymadan da edemiyorum...

Bon Jovi ve Bryan Adams'ı da kanlı canlı dinleme temennilerimi yineliyor, herkese müzik dolu bir yaz diliyorum...

Silivri, alisveris turu ve tatil planlari!

Bu haftasonu Silivri`deydik. Deniz, mangal ve parmak arasi terlikle tatil modunu yakaladik Murat`la...

Aslinda hayatima evlendikten sonra girdi Silivri; ama kolayca alistim her yaz 1-2 haftasonu gittigimiz, tatli insanlarla guzel sohbetler edip iskele geyikleri yaptigimiz bu mekana...Biraz da aslinda kendi Altinova ozlemimi gideriyorum sanirim. Asla yerini tutmaz ama ise yariyor...

Fotograf makinesini evde unuttugum icin iste size eski bir foto! (2009)
Silivri donusu Boyner`in Hangar Outlet magazasina ugradik. Beymen`den cooook ucuza birkac parca kapattim, yine yari fiyatina bir Nike aldim v.s. Hayli uygundu fiyatlar. Yakın olanlar ugrasınlar illa ki!
Gelgelelim tatil planlarina:) Planli-programli, hatta bu konuda takintili bir insan olan kocaciim ve giderek ona benzemeye baslayan ben, bu sene aslinda tatil yapmayi dusunemedik. Malum yeni ise girdim, izin alamam herhalde derken; mustesna patronum patlatti bana bi izin:) Onceden planlamadigimiz bu durum karsisinda afalladik tabii. N`apsak ne etsek derken; Bozacaada-Assos dedik; ben ufak tefek arastirdim. (Rengigül Pansiyon, Carpediem Bungalow, Capraz Otel, Aral Tatıl Cıftlıgı yaladım yuttum aslında ınternetten:)) Amaaa tatil haftasi geldi catti ne rezervasyon ne bisey...Dun aksam aradim tum tavsiye edilen yerleri her yer full...
Eee super (!)
En son Murat; "Askim arabada yatariz n`olcak" diyordu kiii...

Umutsuzca tavan yapmis otel fiyatlarinin arasinda gezinirken internette; birden ekranin sag yaninda bir banner gozume carpti. Ustunde de Ibrahim Tatlises:P Ne alakaysa tikladim! (Allah`in isi diyorum...)
Ve ve ve...
Cumartesi cok uygun bir fiyata Kibris`a ucuyoruz! Detaylar donunce, gunesli manzaralar ve gulen gozler esliginde paylasilacak:)
Yarin Cranberries konseri var; heyecanliyim cok. Dolores`i canli dinleyecegim...Bryan Adams ve Bon Jovi`yi de bir vakit izlersem daha da bisey istemem...

Ne kadar karisik bir yazi oldu ya.. Kafam cok daginik toparlayamiyorum...Sanirim bu tatile gercekten ihtiyacim var!
Offff hayat cok zor :) demek istiyorum sezlongda uzanirken:)
Bir de o resimlerdeki upuzuuuuuun iskeleden kosup copppp diye atlıycam Akdeniz'e...
Terlıklerımden flip flop sesler çıkartarak yürüycem ve kafama tek birşey bile takmiycam!!!!

Sevgiler,

İstanbul'da bir haftasonu ve Body Worlds turu

Bu satırları sıcak evimin serin ve sevimli balkonundan yazıyorum...Etrafımda rengarenk saksılarında çiçeklerim, pembe şirin fenerim, mavi örtülü yuvarlak masam havada yaz kokusu, keyfime diyecek yok:)

Bu cumartesi hava fenaydı İstanbul'da. Ben zaten bütün gün evde olmak zorunda olduğumdan hiç dert etmedim bu durumu. Akşama misafirleri olan her hamarat kadın gibi mutfaktan salona koşturdum durdum bütün gün, ama keyifle...

Dehşet bi limonlu cheesecake yaptım aslında cumartesi günü ama unuttum fotoğraflamayı. Kalsiyum deposu bişey oldu. Hiç tarif falan veremicem ama merak edenler Pelin'in Pastanesi'nden bakabilirler. Harfiyen uyguladım tarifi, sadece 22 cmlik kalıp kullandım. Yorumum peynirin fazla olduğu, zira hayli kalın oldu benimki...


Pazar günü güneşli güzel bir gündü...Sabah sıkı bir kahvaltının ardından önce Kanyon'a gittik Murat'la...Etkinlik alanında ATLITUR varmış Temmuz ayında, sevimli minikler sevimli atlara biniyordu. Kanyon'da kısa bir gezinti ve yaz ucuzluğundan kaptığım bir trençkot ile napsak diye kara kara düşünürken, aklımıza uzun zamandır medyada sıkça yer alan, bloglarda bahsedilen, dillerde dolanan Body Worlds geldi. Çıkınca anladık ki konuşulduğu kadar varmış.



Karaköy'de İstanbul Modern'in hemen yanındaki Antrepo'da kurulan sergi 17 Aralık'a kadar İstanbul'da. "Kadavra madavra aman iğrenirim" falan demeyin sakın! Plastinasyon denen bir teknikle katılaştırılan bedenler ki her biri için iki yılı bulan çalışmalar yapılıyormuş, gerçekten inanılmaz! Gezerken bu kadar muhteşem bir bedene sahip olduğum için Yaradan'a şükrettim ve gerçekten bu dünyanın gelmiş geçmiş en büyük eseri olan insan bedenini ancak çook büyük bir gücün yaratabileceğine inandım, resmen iman tazeledim!

Embriyodan , enfekte olmuş bir akciğere; şaha kalkmış kocaman bir attan uzun boyunlu zürafa bedenine kadar neler gördüm neler... Dikkatle incelendiğinde bütün bir yıl işlenen biyoloji dersinden daha faydalı olacağına inanıyorum bu serginin. Girişler 25 TL, öğrenci 21TL. 10 kişilik gruplara ekstra indirim var. İster kapıdan ister Biletix'den alabilirsiniz biletlerinizi.

Murat'la bu etkileyici geziden sonra İstanbul Modern'in cafesine bir uğradık. Gezimizi güzel bir sufle ve soğuk bir bira ile tatlandırıp serinlettikten sonra; yüzümüzde bir tebessümle köprü trafiğinin içinde şehre karıştık...

Organikanyon

Organikanyon Kanyon'un yeni açılan organik pazarı...Her cuma Kanyon'un en alt katında, Starbucks'ın önünde kuruluyor.

Ben her cuma şöyle bir bakıyorum ne var ne yok diye. Her hafta yöresinden, tam da olması gerektiği gibi mevsiminde taptaze ürünler oluyor. Ayrıca organik giysiler (bugün çok şeker zıbınlar vardı), temizlik ürünleri, undan bala , peynirden yoğurda, baharattan çaya ne ararsanız var. Tüm ürünlerin sertifikaları asılı duvarlarda.

Ben geçen hafta biber aldım, cumartesi kahvaltıda yedik çıtır çıtır:) Bebeği çorba içmeye yeni başlayan arkadaşlarım doktor tavsiyesi ile organik sebze çorbası yapmak için alışveriş yapıyorlar buradan.
Cuma günleri Levent'e yolu düşenlere, plazalarda çalışıp doğala hasret yaşayanlara şiddetle tavsiye ederim.

Gundemim: Saglik ve beslenme!

Birkac aydir evin keyfini suruyorum. Keyif suruyorum derken abarttim... vakit bol olunca yapilan pastalar, aksam can cekince kavrulan helval...