Upuzuuun bir aradan sonra merhaba!
En son dogumdan once yazdigim ve suan elosun 4,5 aylik oldugunu dusunursek epey olmus.
Gunler nasil geciyor farkinda degilim gercekten...Hayat nese ve mutluluk dolu bizim evde bu ara, evde altin bir topumuz var, ela:)
Zor gecen ilk 2 ayin sonunda agustosta guzel bir bayram tatiliyle hayata dondum diyebilirim. Simdilerde ucrtesiz iznimin keyfini suruyorum. Ortada keyifli birsey yok gibi gorunebilir zira bez sut inga sesleri ve pispislarla geciyor gunler... Ama evde bebegimle olmak bile yeter...
Neyse elosu ara sira anlatirim ama asil konumuz eloslu gezmelere gelelim, e malum blogun konsepti oydu bi ara:)
Gectigimiz cumartesilerden birinde Hidiv Kasri'na gittik kahvalti sonrasi. Bir arkadasimiz orada evlenmisti ama gece karanliginda etrafi gorememistik. Bu sefer gunduz gozuyle mis gibi bir havada girdik kocaman kapidan. Kahvaltiya gelenler cogunluktaydi tesise. Spor ve yuruyuse gelenler vardi elbette bir de nisan ve dugun ciftleri: fotograf cektiren cektirene:)
Besiktastaki Yildiz parkini cok severim ben, hidiv kasri ondan oldukca kucuk elbette ama araba girmiyor iceri. Bence en buyuk avantaji bu. 1 yuruyus yolu var, orada daire cizebiliyorsunuz ormanlik alanda. Yuruyus parkuru asfalt, bebek arabasi icin uygun.
Ayrica; cikisa yakin bir herde sera var. Cok guzel cicekler uygun fiyata satiliyor belediye tarafindan.
Girisi ucretsiz olan hidiv kasri bahar yuruyusleri ve bebekli gezintiler icin ideal!
Eloş'un annesi, perakende sektöründe bir pazarlama profesyoneli, eş, abla, ilk göz ağrısı, gezmeyi tozmayı da eve kapanmayı da seven bir insan.
Geri sayım başladı, 37 hafta bitti!
Bugünü saymazsak 10 gün kaldı doğuma:)
11 Haziran Pazartesi sabah 9:30'da randevum var kızımla Ataşehir Kadıköy Şifa Hastanesi'nde...
Heyecanım ve sabırsızlığım giderek artmakta. Benim gibi sabırsız birinin bebeği yine iyi sabretti bu kadar içeride diye düşünüp elimi tahtaya vuruyorum 3 kez, şom ağızlılık yapmıyım:) Babasına çekti Eloş heralde, sabır taşı:)
Çok işim kalmadı. Cuma günü bir craft günümüz var planlanan, arkadaşlarla birkaç iş halledicez. Cumartesi günü için alışveriş planımız var alınacak 3-5 şey için. Murat'ın biraz boya işi var evde Pazar günü için, 2 yıldır bekletiyordu kızının şerefine yapmaya karar verdi:) Ve Pazartesi günü son kontrolümüze giderek son haftaya gireceğiz.
Son hafta iştahım açıldı ve şaşırtıcı şekilde kilo aldım, önümüzdeki hafta kampa girmeye karar verdim:) Bu fotograf geçtiğimiz Pazar'dan. Küçük kardeşim Ahmet Tuna çekti...
11 Haziran Pazartesi sabah 9:30'da randevum var kızımla Ataşehir Kadıköy Şifa Hastanesi'nde...
Heyecanım ve sabırsızlığım giderek artmakta. Benim gibi sabırsız birinin bebeği yine iyi sabretti bu kadar içeride diye düşünüp elimi tahtaya vuruyorum 3 kez, şom ağızlılık yapmıyım:) Babasına çekti Eloş heralde, sabır taşı:)
Çok işim kalmadı. Cuma günü bir craft günümüz var planlanan, arkadaşlarla birkaç iş halledicez. Cumartesi günü için alışveriş planımız var alınacak 3-5 şey için. Murat'ın biraz boya işi var evde Pazar günü için, 2 yıldır bekletiyordu kızının şerefine yapmaya karar verdi:) Ve Pazartesi günü son kontrolümüze giderek son haftaya gireceğiz.
Son hafta iştahım açıldı ve şaşırtıcı şekilde kilo aldım, önümüzdeki hafta kampa girmeye karar verdim:) Bu fotograf geçtiğimiz Pazar'dan. Küçük kardeşim Ahmet Tuna çekti...
Bebek odasına isim çerçevesi
Bebek odası için yabancı siteleri ve Pinterest'i gezerken dikkatimi çeken özellikle bebek yatağının üzerine asılan isimlerdi. Bunlar genelde tahta veya keçeden yapılmış harflerden bebeğin ismi yazılarak yapılmıştı. Bizim minnoşun kısa bir adı olduğundan IKEA'da gezerken 3'lü çerçeveleri görünce aklıma bu proje geldi. Vaktim olunca evde oyalanırken eğlendirdi de beni:)
- Renkli ince keçeler
- Makas, iğne, iplik
- Harfleri doldurmak için pamuk
- Slikon tabancası
- IKEA 3lü çerçeve
Sonuç; kızımın odasına güzel bir aksesuar oldu bu çerçeve. Büyürken adının yazılışını ve birkaç hayvanı da bu çerçeveden anlatabilirim ona :)
Bebek Odası Yastıkları
Yastık opreasyonum tamamdır!
Laçin'in blogunda görüp pek sevdiğim yastıkları bizim minnoşa uyarladım. Biri kalpli, biri kelebekli diğeri de Ela yazılı...
En zor kısım keçe harflerin üzerinden sık dikiş ile geçme kısmı, bir de baya girintili çıkınlı font seçmşim bilmeden, oyaladı beni, ama içime sindi sonunda:)
Bebiş için dikiş öncesi alışveriş
Geçen sene aldığım makineyi biraz kullanmanın zamanıdır. Blogger arkadaşların sitelerinden aldığım ilhamla aklım birkaç şey var dikecek. İlk iş Eloşun adının harflerini yazacağım yastıklar...
Kumaş için hesaplı alışverişin Kadıköy Cuma pazarı olduğunu bilsem de yanlız gitmek istemedim nedense, gerçi gidicem sanırım yediğim kazıktan sonra:)
Geçen haftasonu Kadıköy'de gezerken tutturdum Murat'a kumaş alıcam diye. Bir sokak var Boğa'dan inerken sağda. Girdik sokağa. Mu-Ne-Gu diye bir yer var daha önce alışveriş yapmıştım hesaplı ama küçük bir mağaza. O kadar kalabalıktı ki onu es geçip daha ilerisindeki Erol Kumaş'a girdik. Dekorinn diye de geçiyor. Ferah güzel bir kumaşçı. Beyaz üstü puantiyeli pamuklu kumaş beğendim, metresine 15 lira dedi. Aklımda yatagı için birşeyler dikmek olduğunda 2.5 metre aldık 40 küsür lira verdik çıktık. Ama içime de oturdu. Dedim ki bi de ben uğraşıcam bununla gider alırdım ne yapacaksam English Home'dan falan... Neyse bugün bir alışveriş için Kadıköy'e indim. İçime oturdu ya girdim yine sokağa bu sefer Mu-Ne-Gu'ya... İki kumaş daha aldım biri 6 lira diğeri 5 lira metresi ! Satıcıya dedim ki ben karşı taraftan almak gibi bir hata yaptım geçen hafta; dedi ki 15 lira verdiniz değil mi? Şaka gibi, iki katından fazlaya satıyor adamlar; yuh! Aynı sokakta bu kadar olmaz! Kumaş almayı düşünenlere aman diyorum dikkat!
Yarından itibaren faaliyetler başlıyor. Elimde beyaz üzeri pembe puantiyeli, beyaz üstü yeşil potükareli ve yeşil pembe sarı çiçekli 3 parça kumaş var. Umarım güzel yastıklar çıkar Ela'cığıma:)
Kumaş için hesaplı alışverişin Kadıköy Cuma pazarı olduğunu bilsem de yanlız gitmek istemedim nedense, gerçi gidicem sanırım yediğim kazıktan sonra:)
Geçen haftasonu Kadıköy'de gezerken tutturdum Murat'a kumaş alıcam diye. Bir sokak var Boğa'dan inerken sağda. Girdik sokağa. Mu-Ne-Gu diye bir yer var daha önce alışveriş yapmıştım hesaplı ama küçük bir mağaza. O kadar kalabalıktı ki onu es geçip daha ilerisindeki Erol Kumaş'a girdik. Dekorinn diye de geçiyor. Ferah güzel bir kumaşçı. Beyaz üstü puantiyeli pamuklu kumaş beğendim, metresine 15 lira dedi. Aklımda yatagı için birşeyler dikmek olduğunda 2.5 metre aldık 40 küsür lira verdik çıktık. Ama içime de oturdu. Dedim ki bi de ben uğraşıcam bununla gider alırdım ne yapacaksam English Home'dan falan... Neyse bugün bir alışveriş için Kadıköy'e indim. İçime oturdu ya girdim yine sokağa bu sefer Mu-Ne-Gu'ya... İki kumaş daha aldım biri 6 lira diğeri 5 lira metresi ! Satıcıya dedim ki ben karşı taraftan almak gibi bir hata yaptım geçen hafta; dedi ki 15 lira verdiniz değil mi? Şaka gibi, iki katından fazlaya satıyor adamlar; yuh! Aynı sokakta bu kadar olmaz! Kumaş almayı düşünenlere aman diyorum dikkat!
Yarından itibaren faaliyetler başlıyor. Elimde beyaz üzeri pembe puantiyeli, beyaz üstü yeşil potükareli ve yeşil pembe sarı çiçekli 3 parça kumaş var. Umarım güzel yastıklar çıkar Ela'cığıma:)
Evdeki ilk haftam ve bebek çamaşırı faslı
Pazartesi günüm rapor işleriyle, Salı günüm de temizlikle geçti. Çarşambadan bu yana da Eloşun cicilerini yıkıyorum. Havalar da tam kapatacak zamanı buldu, günde 1 makine yıkayıp ancak kurutuyorum, ertesi gün onu ütüleyip diğerini yıkıyorum. Şimdilik 0-3 aylar bitti sayılır. Hırkalar, nevresimler ve battaniyeler kaldı sadece. 2 makine daha...
Bebek çamaşırı sabun tozula yıkanırmış. Hacı Şakir aldım ben, çok da fazla koymuyorum zaten kirli birşey yok, maksat tozu gitsin. Yumuşatıcı kullanmıyorum. Artık kendimiz için bile kullanmamaya karar verdik. Sonuçta kimyasal ve durulama suyuna katıldığından üzerinde kalıyor giysinin. Varsın kokmasın...
Hacı Şakir sabun tozu da lavanta kokuluymuş, önce tedirgin oldum kokusuz olması gerekmiyormuydu diye ama yıkayınca gördüm ki koku falan kalmıyor zaten:) 30 derecede hassas programda yıkadım. yarım saat sürüyor benim makinede. Ama kirli-lekeli olsa yetmezdi 1 saatlik programda yıkardım herhalde. Gördüğünüz gibi o kadar boş vaktim var ki tüm detayları yazıyorum:)
Şu an balkonumdayım. Sardunyalarım açmış, tohumlarından sarmaşıklarım çıkmış... Tabi 2 ay sonra bu keyif zor o nedenle tadını çıkartıyorum.
Yarın doktor kontrolüm var. Hafta karmaşama bir nokta koyar kendisi artık. Takvime göre 33 olması lazım ama SSKdaki doktor daha büyük görünüyor dedi. Bakalım görüciiiz. Umarım yeterince kilo almıştır minik kızım...Gerçi almasa biraz önceki tekmesi bu kadar canımı yakmazdı heralde?
Herkese güzel bir haftasonu ve tüm annelere hatırlandıkları, keyifli bir anneler günü diliyorum...
Bebek çamaşırı sabun tozula yıkanırmış. Hacı Şakir aldım ben, çok da fazla koymuyorum zaten kirli birşey yok, maksat tozu gitsin. Yumuşatıcı kullanmıyorum. Artık kendimiz için bile kullanmamaya karar verdik. Sonuçta kimyasal ve durulama suyuna katıldığından üzerinde kalıyor giysinin. Varsın kokmasın...
Hacı Şakir sabun tozu da lavanta kokuluymuş, önce tedirgin oldum kokusuz olması gerekmiyormuydu diye ama yıkayınca gördüm ki koku falan kalmıyor zaten:) 30 derecede hassas programda yıkadım. yarım saat sürüyor benim makinede. Ama kirli-lekeli olsa yetmezdi 1 saatlik programda yıkardım herhalde. Gördüğünüz gibi o kadar boş vaktim var ki tüm detayları yazıyorum:)
Şu an balkonumdayım. Sardunyalarım açmış, tohumlarından sarmaşıklarım çıkmış... Tabi 2 ay sonra bu keyif zor o nedenle tadını çıkartıyorum.
Yarın doktor kontrolüm var. Hafta karmaşama bir nokta koyar kendisi artık. Takvime göre 33 olması lazım ama SSKdaki doktor daha büyük görünüyor dedi. Bakalım görüciiiz. Umarım yeterince kilo almıştır minik kızım...Gerçi almasa biraz önceki tekmesi bu kadar canımı yakmazdı heralde?
Herkese güzel bir haftasonu ve tüm annelere hatırlandıkları, keyifli bir anneler günü diliyorum...
Aile Sağlık Merkezi'nde Gebelik Takibi
Aile Sağlık Merkezi diye süslü bir isim taktığıma bakmayın, bildiğimiz sağlık ocağı aslında. Yeni sistemde aile hekiminizin bulunduğu sizin bağlı oldunuz sağlık kurumu.
Özel sektörde çalışıp özel sağlık sigortası sahibi olunca, bir de yoğun çalışıp sağlık işlerini haftasonuna erteleyince herkes gibi ben de özel hastaneleri tercih etmek zorunda kalıyorum. Sağlık sektörünün durumu ortada kime güveneceğini bilmez durumda herkes, ama babam doktor olduğundan doğru şekilde yönlendiriliyorum. Kadın doğum doktorum Ataşehir Kadıköy Şifa Hastanesinden Op. Dr. Yasemin Yakut. Kendisi insanı bir sürü kurala boğup tedirgin etmeyen, rahat ve hamilelik sürecini olması gerektiği gibi normal yaşatan bir doktor.Neyse çok uzattım, takibimi kendisi yapıyor ama; arka tarafta çaktırmadan beni takip eden biri daha var. Aile Sağlık Merkezi'ndeki ebemiz Deniz Hanım:)
Şubat ayında elimi makasla kesip pimpirik yapınca gebelere tetanoz aşısının vurulduğunu da bildiğimden dedim kalk bul şu aile hekimini bir ziyaret et. Hem aşını vurdur hem de gebe olduğunu bildir. Eve 10 dk yürüme mesafesindeymiş ertesi gün gittim, doktorun pek umrunda olmadım ama beni Deniz Hemşire'ye yönlendirdi. Aşımı tüy gibi hafifçe kondurdu koluma Deniz Hanım. Tüm gebelik bilgilerimi aldı. Geçen gün de cep telefonumdan arayıp nasılsınız, her şey yolunda mı? şişlikleriniz devam mı? şikayetiniz var mı diye sordu. Bir hoşuma gitti anlatamam:) Eklemlerim ağrıyor dedim nazlıca, hemen kan almak için çağırdı beni:) Bugün sabah gittim kan verdim, yarın sonucunu almaya gidicem. Neden bilmiyorum, sanırım hiç para vermeden benimle birinin bu kadar ilgilenmesini hiç beklemediğimden son derece memnunum aldığım hizmetten:) Hatta minik Eloşun aşılarını da Deniz Hemşire'ye yaptırayım diyorum, eli çok hafif...
Aile sağlık merkezlerinde gebelik ve bebek takibi , kan tahlili ücretsiz yapılıyor. Anne adayına multivitamin, bebeklere de D vitamini damlası v.s. veriliyor mesela... Ayrıca hiç de kalabalık değil benim gittiğim yer, Şifa'da her kontrolde en az 40 dk beklediğim düşülürse buraya girmem ve çıkmam bir oluyor diyebilirim.
Aklınızda bulunsun, en azından nereye bağlı olduğunuzu ve yerini öğrenin, bir gün gerekebilir...
Özel sektörde çalışıp özel sağlık sigortası sahibi olunca, bir de yoğun çalışıp sağlık işlerini haftasonuna erteleyince herkes gibi ben de özel hastaneleri tercih etmek zorunda kalıyorum. Sağlık sektörünün durumu ortada kime güveneceğini bilmez durumda herkes, ama babam doktor olduğundan doğru şekilde yönlendiriliyorum. Kadın doğum doktorum Ataşehir Kadıköy Şifa Hastanesinden Op. Dr. Yasemin Yakut. Kendisi insanı bir sürü kurala boğup tedirgin etmeyen, rahat ve hamilelik sürecini olması gerektiği gibi normal yaşatan bir doktor.Neyse çok uzattım, takibimi kendisi yapıyor ama; arka tarafta çaktırmadan beni takip eden biri daha var. Aile Sağlık Merkezi'ndeki ebemiz Deniz Hanım:)
Şubat ayında elimi makasla kesip pimpirik yapınca gebelere tetanoz aşısının vurulduğunu da bildiğimden dedim kalk bul şu aile hekimini bir ziyaret et. Hem aşını vurdur hem de gebe olduğunu bildir. Eve 10 dk yürüme mesafesindeymiş ertesi gün gittim, doktorun pek umrunda olmadım ama beni Deniz Hemşire'ye yönlendirdi. Aşımı tüy gibi hafifçe kondurdu koluma Deniz Hanım. Tüm gebelik bilgilerimi aldı. Geçen gün de cep telefonumdan arayıp nasılsınız, her şey yolunda mı? şişlikleriniz devam mı? şikayetiniz var mı diye sordu. Bir hoşuma gitti anlatamam:) Eklemlerim ağrıyor dedim nazlıca, hemen kan almak için çağırdı beni:) Bugün sabah gittim kan verdim, yarın sonucunu almaya gidicem. Neden bilmiyorum, sanırım hiç para vermeden benimle birinin bu kadar ilgilenmesini hiç beklemediğimden son derece memnunum aldığım hizmetten:) Hatta minik Eloşun aşılarını da Deniz Hemşire'ye yaptırayım diyorum, eli çok hafif...
Aile sağlık merkezlerinde gebelik ve bebek takibi , kan tahlili ücretsiz yapılıyor. Anne adayına multivitamin, bebeklere de D vitamini damlası v.s. veriliyor mesela... Ayrıca hiç de kalabalık değil benim gittiğim yer, Şifa'da her kontrolde en az 40 dk beklediğim düşülürse buraya girmem ve çıkmam bir oluyor diyebilirim.
Aklınızda bulunsun, en azından nereye bağlı olduğunuzu ve yerini öğrenin, bir gün gerekebilir...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Gundemim: Saglik ve beslenme!
Birkac aydir evin keyfini suruyorum. Keyif suruyorum derken abarttim... vakit bol olunca yapilan pastalar, aksam can cekince kavrulan helval...
-
Merhaba, Bu sıra 3-5 yaş arasındaki her kız çocuğunun takıntısı Karlar Ülkesi'nin Elsa'sı... "Aldırmaaa aldırrrmaaa......
-
Bu cuma malum yılbaşı toplaşmaları maksatlı, Murat'ın işyerinden arkadaşlarıyla Galata 'daydık. Ben ilk kez gittim Galata'ya, va...
-
Birkac aydir evin keyfini suruyorum. Keyif suruyorum derken abarttim... vakit bol olunca yapilan pastalar, aksam can cekince kavrulan helval...
